Evlerimizdeki eskiyen koltukların yüzleri değiştirilir ve yeni alınmış gibi evdeki yerlerini korurlardı.




Yırtılan ve sökülen kıyafetlerimizi terzilerde diktirir ve giymeye devam ederdik.

Hırpalanan pabuçlarımızı çıkarıp atmaz, küçük ayakkabıcı dükkânların da tamir ettirirdik.

Sanki artık eskileri tamir ettirmiyoruz. Yıpranan eşyaları bir köşeye atıp yerine markalı eşyaları almayı tercih ediyoruz.

Bazen de eskimelerine bile fırsat vermeden daha yeni modelini elde ediyoruz.

Mesela, vazgeçilmez bir parçamız haline dönüşen cep telefonlarının markalarını ve modellerini bile takip edemez hale geldik.

Daha yenisi daha yenisi diyerek tükettikçe var olmaya çabalıyoruz.

Tükettikçe artacağını sandığımız tatmin duygumuz daha da tatminsizliğe dönüşür hale geldi.

Belki çağımızın en büyük çılgınlıklarından biri de tüketmek.

“Attım yenisini aldım”, “ilk fırsatta değiştiricam”, “artık daha iyisi var”, “son modelini gördün mü” gibi cümleler son günlerde maalesef işittiğimiz en yaygın ifadeler oldu.

Durumun en üzücü taraflarından biri de tükettiğimiz ve bir kenara attığımız sadece eşyalarımız değil.

Ve yine maalesef duygularımızı da farkında olmadan tıpkı eşyalarımız gibi hor kullanıp tüketmeye başladık.

Hele hele de sevgimizi.

Bu ara da sevgi demişken, ilişkimizi en son ne zaman tamir ettirdik acaba.

Yücel SÖZER
Uzman Psikolog